American Wreckage
The Golden Sickness
Baslar derinden gümbürdüyor, bir vaat ya da bir tehdit gibi;
o, henüz bedelini ödemediğiniz bir kefareti satıyor.
O, saray duvarına çizilmiş karikatür bir aslan
ve hepiniz gölgeye dua ediyor, çağrıyı bekliyorsunuz.
O bir insan değil, bir ayna; istediğiniz her şeyi size gösteriyor;
gösterişli, altın kaplama, vatansever, içi boş bir kaynak.
Sizin konuşmadığınız yerlerde sizin düşündüğünüz sözleri söylüyor,
ve onu seviyorsunuz çünkü zengin, onu seviyorsunuz çünkü zayıfsınız.
Eğitimsizleri seviyor, kolay kandırılanları seviyor;
karanlığı aydınlatmak için ucuz ve acı bir karnaval o.
Bu Altın Hastalık, damarlarınızda dolaşan bir ateş;
yağmurun altında dururken sizden nefret eden adamı seviyorsunuz.
Bu Altın Hastalık ve özüne kadar çürümüş;
sırf sizi ne için öveceğini görmek uğruna evi yakarsınız.
O bir politikacı değil, üçüncü sınıf bir televizyon vaizi;
öfkeliler ve anarşistler için ürün yerleştiren bir peygamber.
Ama sattığı "Anarşi" sadece farklı türden bir zincir;
hapishanenin ustabaşı, kutsal olmayanın kralı o.
Ve siz, sadece bir numarasınız, kalabalığın içindeki bir başka yüz;
çok yüksek sesle haykırdığınız bir başka boş "amin".
İç çemberde olduğunuzu, onun kendinden biri olduğunuzu sanıyorsunuz;
tahtı geri alabilse kemiklerinizi kaldırım taşı diye satardı.
Bu Altın Hastalık, damarlarınızda dolaşan bir ateş;
yağmurun altında dururken sizden nefret eden adamı seviyorsunuz.
Bu Altın Hastalık ve özüne kadar çürümüş;
sırf sizi ne için öveceğini görmek uğruna evi yakarsınız.
Sizi kıran çizmeyi öpüyor, sizi alan eli alkışlıyorsunuz;
hastalık bir şehit istiyor ve siz ateşe dua ediyorsunuz.
Öfkeye dua ediyorsunuz; onun altın kafesinde sadece bir faresiniz.
Bu Altın Hastalık, damarlarınızda dolaşan bir ateş;
yağmurun altında dururken sizden nefret eden adamı seviyorsunuz.
Bu Altın Hastalık ve özüne kadar çürümüş;
sırf sizi ne için öveceğini görmek uğruna evi yakarsınız.
